banner94

banner126

20.12.2024, 10:41

ARAP BAHARI, İSRAİL BAHARI OLMASIN

 Urfa'da, Suriye uyruklu -13 yaşındaki- bir çocuğun, Atatürk büstüne çıkıp bacak bacak üstünde poz vermesi,
  Bir eğlence merkezinde, şımarık bir turist grubunun, 50 liramızı yakarak çevresinde dans etmesi,
  Dilovası'nda, bir köpeğinin öldürülmesini nedeniyle -olaydan sonra sınır dışı edilen- 10 Suriyelinin başlattığı sokak olayları,
  Mersin'de "Denize girmek, tehlikeli ve yasaktır" levhası bulunan ve birkaç gün önce, Suriyeli boğulanlar olan yerde resim çeken gazetecinin, Suriyeli bir grup tarafından saldırıya uğraması,
  İç karışıklık çıkarmak veya Türkiyeli ile Suriyeli kavgasının fitilini ateşlemek isteyen bir grubun eylemleri olabilir mi?
  Yukarıda yazdığım eylemleri hazırlayanlar ve o eylemlere katılanlar, bir an önce yakalanmalı ve yabancı ise ülkesine, yerli suçlular ise cezaevine gönderilmelidir
  Saydığım eylemler, Suriyelilere verilen hizmet ve ücretten dolayı şımarmaktan kaynaklanıyorsa; Suriyelilere ödenen para, asgari ücret kadar veya daha fazlası ise onlara verilen sağlık hizmeti, asgari ücretle çalışan yurttaşımızla aynı düzenleme kapsamında olsun.
  Ülkemizde yaşadıklarına göre Suriyelilerin sağlık ve eğitim başta olmak üzere birçok haktan yararlanması gerekir ama özellikle sağlık hizmetlerindeki suistimaller tespit edilerek gereken önlemler bir an önce alınmalıdır.
  Birkaç yıl önce, konuk olduğum Suriyeli bir ailenin evindeki poşet poşet ilaçları görünce “Bu ilaçları, kim kullanıyor? Rahatsızlığı ile ilgili yardımcı olabileceğim bir durum var mı?” diye sorduğumda “Bize ilaçlar bedava. O nedenle, evde bulunsun diye yazdırdık” yanıtını alınca “Ekmek Hıdır’ın, yiyip yiyip kudurun” sözümüzü anımsadım.
  Söz, kudurmaktan açılmışken; birkaç yıl önce, berberde tıraş olurken, Suriye’den gelen biri ile yaşadığım bir tartışmayı anlatmadan geçemeyeceğim.
  Birkaç yıl önce; tıraş olduğum işyerine gelen Suriyeli biri ile Hataylı bir Arap olan berber Arapça bir şeyler konuştuktan sonra berber “Hocam, Arapça bilmiyor ama sen, Türkçe biliyorsun. Türkçe konuşalım da, Hocama ayıp olmasın” dediği için Türkçe konuşmaya başladılar.
  Adam “Whatsap’ta, Suriyeli gençlerden oluşan bir grup kurduklarını ve başları sıkışınca o gruba yazarak yardım isteyip birkaç dakika içerisinde kalabalık bir grup olduklarını” söyleyince, ben de “O tür bir grup kurmak, yasalarımıza göre suç. Allah korusun, ceza bile alabilirsiniz” dedim.
  Adamdan -en azından- teşekkür etmesini beklerken “Bize, hiçbir şey olmaz. Bizim arkamızda, Tayyip var” karşılığını alınca, epey sinirlendim ve “Sen, kimsin de, bizim cumhurbaşkanımızdan ‘Tayyip’ diye söz edebiliyorsun? Haddini bil. Senin ‘Tayyip’ diye andığın insan, sana ve senin gibilere, bu ülkenin kapısını açmış. Hiç değilse ‘Recep Tayyip Erdoğan’ demen gerekmiyor mu?” diye bir çıkış yaptım.
  Tepkim karşısında, korkuyla karışık bir panik yaşayan adam, berber ile vedalaşıp gitti.
  Yukarıdaki metni, 04.07.2023 tarihinde, sosyal medya hesabımda paylaşmıştım.
    Suriye'de yaşananlardan sonra, büyük bir çoğunluk "Dış Politika" ve "Uluslararası İlişkiler" Uzmanı oldu.
  Onlardan biri de ben olduğum için aklıma geleni yazacağım.
  Suriye’deki yönetim değişikliğinden sonra “Acaba, Başer Esad korkusuyla ülkemize gelen ve Başer Esad devrilince sevinç gösterisi yapan Suriyeli yurttaşları görünce "Tez zamanda, ülkelerine dönerler" diye düşünmeye başladım.
  Yazımı, Suriye’nin inanç yapısı ve yönetim değişikliği ile ilgili bir şeyler yazarak sürdürmek istiyorum.
  Suriye Devleti, kurulduğu 1946 yılından başlayıp Başer Esad yönetimi sona erene kadar Aleviler tarafından yönetildiği halde, Suriye’deki Alevi nüfusu, toplam nüfusun %20’sinden bile azdır.
  Suriye nüfusunun, büyük bir çoğunluğu Sünni’dir çünkü.
   Suriye’de; Sünni Araplar, Nusayri Araplar, Kürtler, Dürziler, İsmaililer, İmamiler, Asuriler,  Türkmenler, Ermeniler, Aramiler, Çeçenler vardı.
  Bu listeye, son olarak Selefi Cihatçılar eklendi.
  Suriye’de, bundan sonra, Sünni bir yönetimin işbaşında olacağını düşüyorum.
  HTŞ, Türkiye sınırındaki SMO ve doğal kaynakların büyük bir çoğunluğunun elinde bulunduran YPG-PYD yetkilileri ile bir anlaşmaya varmadan, Suriye'yi, kolay kolay yönetemez.
  Yönetmeye kalkarsa, iç çatışmalar kaçınılmaz olur ve kaybeden taraf HTŞ olur.
  Ülke, federal bir yapıya geçmez veya bağımsız birkaç devlet ortaya çıkmaz ise SMO ve Kürtler, devlet yönetiminde ne kadar söz sahibi olur?
  Onu, zaman gösterir ama ben “Suriye -küçük devletler kurulmasa bile- 3 veya 4, hatta 5 parçaya bölünebilir ve ilerleyen zaman diliminde -2 grup da, ABD ve yandaşları tarafından desteklendiği halde- Kürtler ile Şeriat yanlıları arasında şiddetli çatışmalar olabilir” diye düşünüyorum.
  Önce Hüsnü Mübarek, ardından Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi, sonra Başer Esad yok edildi ve önünde "dikensiz gül bahçesi" bulan İsrail Hükumeti, Golan'ı işgal etti.
  İsrail, Golan’ı, neden mi işgal etti?
  Birincisi, Golan’da, tarım yapmak için su ve verimli topraklar var.
  İkincisi, İran’dan gelecek saldırıları anında etkisiz hale getirecek ve İsrail’i, daha iyi korumak için uygun olan -yüksek rakımlı- Golan Tepesi var.
  Üçüncüsü ve en önemlisi, Yeni Suriye yönetimi oluşurken, en önemli güç olmak…
  Yeni Suriye yapılanması için en önemli güçler; Amerika Birleşik Devletleri, İsrail, Türkiye, İngiltere, Fransa ve bölgedeki gücünün önemli bir bölümünü kaybetse de Rusya olacak çünkü. 
  “Dördüncü, beşinci…” diye başlayarak sıralayacak başka nedenler de var ama yazımın konusu o olmadığı için 3 neden yazmayı, tercih ettim.
  Son gelişmeleri görünce, insanın aklına "Arap Baharı, İsrail Baharı olmaya mı başladı?" diye sormak geliyor.
  Esad yönetimi düşünce; İsrail'in, Gazze'de yaptıkları Gündem'den düştü ve İsrail Golan'ı da ele geçirdi. Suriye'nin askeri gücünü de neredeyse yok etti çünkü.
 Esad'ı, 2 haftada deviren SMO ve -ABD destekli- HTŞ, birkaç gün içerisinde, Golan'a yerleşen -ABD destekli- İsrail güçlerini de söküp atar mı?
  Yoksa, ABD ne isterse onu mu yapar?
  Onu da zaman gösterecek.
  Suriye’de, ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın; Türkiye Cumhuriyeti olarak biz, en uzun sınırımız olan Suriye sınırı güvenliğimizi sağlayacak adımlar atmalıyız.
  Bu konuya, başka bir yazımda, ayrıntılı olarak değineceğim...
  Neredeyse herkes "Suriyeliler, ülkelerine döner mi?" diye merak ediyor ve soruyor.
  Ben, kesin dönüş oranının, ℅30-35 en fazla ℅50 civarında olacağını ve onların büyük bir çoğunluğunun, ülkemizde, geçim sıkıntısı çeken işsiz güçsüzlerden oluşacağını sanıyorum.
  Yeni yönetimden rahatsız olduğu için yeni gelenler olmaz inşallah.
  Gidenlerin oradaki mal varlıkları ile ilgili işlerini yoluna koyunca, bayramlardan sonra olduğu gibi geri dönme olasılığını da, unutmamak gerek. 
  T.C yurttaşı olanların, Suriye'ye döneceğini sanmıyorum.
  Onlar, bir bakıma "Almancı" dediğim yurttaşlarımız gibi gah orada, gah burada yaşar.
  Yazımı, bir alıntıyla bitirmek istiyorum.
  "Sayın Clinton,
  Eğer ABD, Irak'a girerse, Ortadoğu'da en az 30 yıl sürecek savaşlar dönemi başlar. Milyonlarca insan ölür.
  Türkiye böyle bir olayın parçası olamaz.
 Irak operasyonunun kuzeyden Türkiye'den yapılmasına bu nedenle onay ve yardım veremeyiz."(alıntı)
  Yukarıdaki sözü, 1999 yılında, Başbakan Bülent Ecevit, ABD'de -Clinton ile yüz yüze görüşürken- söylemiş. 
  Ecevit, o sözü söyleyeli 25 yıl olmuş.
  30'a 5 kalmış yani.

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Galatasaray 28 71
2. Fenerbahçe 27 65
3. Samsunspor 28 51
4. Beşiktaş 27 47
5. Eyüpspor 28 44
6. Başakşehir 27 39
7. Göztepe 27 38
8. Gaziantep FK 27 38
9. Kasımpaşa 28 38
10. Trabzonspor 27 36
11. Antalyaspor 28 36
12. Konyaspor 28 34
13. Rizespor 27 33
14. Alanyaspor 28 31
15. Sivasspor 28 30
16. Bodrum FK 28 30
17. Kayserispor 27 30
18. Hatayspor 27 19
19. A.Demirspor 27 -2
Takımlar O P
1. Kocaelispor 31 62
2. Karagümrük 31 56
3. Erzurumspor 31 54
4. Gençlerbirliği 31 51
5. Bandırmaspor 31 51
6. İstanbulspor 31 49
7. Ahlatçı Çorum FK 31 46
8. Amed Sportif 31 46
9. Boluspor 31 45
10. Ümraniye 31 45
11. Esenler Erokspor 31 44
12. Iğdır FK 31 44
13. Keçiörengücü 31 42
14. Pendikspor 31 41
15. Sakaryaspor 31 39
16. Ankaragücü 31 38
17. Manisa FK 31 37
18. Şanlıurfaspor 31 34
19. Adanaspor 31 27
20. Yeni Malatyaspor 31 -21
Takımlar O P
1. Liverpool 30 73
2. Arsenal 30 61
3. Nottingham Forest 30 57
4. Chelsea 30 52
5. M.City 30 51
6. Newcastle 29 50
7. Aston Villa 30 48
8. Brighton 30 47
9. Fulham 30 45
10. Bournemouth 30 44
11. Brentford 30 41
12. Crystal Palace 29 40
13. M. United 30 37
14. Tottenham 30 34
15. Everton 30 34
16. West Ham United 30 34
17. Wolves 30 29
18. Ipswich Town 30 20
19. Leicester City 30 17
20. Southampton 30 10
Takımlar O P
1. Barcelona 29 66
2. Real Madrid 29 63
3. Atletico Madrid 29 57
4. Athletic Bilbao 29 53
5. Villarreal 28 47
6. Real Betis 29 47
7. Rayo Vallecano 29 40
8. Celta Vigo 29 40
9. Mallorca 29 40
10. Real Sociedad 29 38
11. Sevilla 29 36
12. Getafe 29 36
13. Girona 29 34
14. Osasuna 29 34
15. Valencia 29 31
16. Espanyol 28 29
17. Deportivo Alaves 29 27
18. Leganes 29 27
19. Las Palmas 29 26
20. Real Valladolid 29 16